Kocaeli Müzeleri

Bu yıl şubat ayında ziyaret ettiğim Kocaeli Arkeoloji Müzesi’ne İstanbul-Ankara tren hattındaki yerleşimlerden ulaşmak çok kolay çünkü müze tarihi İzmit tren istasyonunun bulunduğu kompleks içinde yer alıyor. Bu sayede trenden iner inmez hemen müzeye geçebiliyorsunuz. Mimarının Alman asıllı  Otto Ritter olduğu düşünülen İzmit tren istasyonunun tamir atölyesi, hangarı, su deposu, lojman binası ve tekel deposu 2007 yılından itibaren çağdaş müzecilik anlayışı çerçevesinde Kocaeli Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüş. Etnografik eserler 2022 yılında Atatürk, Redif ve Etnografya Müzesi’ne aktarıldığında da müze arkeoloji müzesi adını almış.

Müzede Kocaeli’nin Paleolitik Dönemden, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemine kadar olan eserleri kronolojik olarak görmek mümkün. Girişte ziyaretçileri tüm ihtişamıyla antik dünyanın en önemli mitolojik kahramanlarından biri olan Herakles (Herkül) heykeli karşılamakta. Bu heykel Dünya’nın en büyük ikinci Herakles heykeliymiş. Günümüzün İzmit şehir merkezi, Roma İmparatorluğu’nun dördüncü büyük kentinden biri olan Nikomedia’nın merkezi üzerinde inşa edilmiş. Bu sebepten de kazı çalışmaları yapmak hiç de kolay değil. Müze müdürlüğü tarafından 2001 yılından itibaren yapılan arkeolojik kazılarda Roma Dönemine ait mimari bir yapıya ulaşılmış, yapıya ait sütün başları, kaideler, sütun parçaları ve kırmızı boyalı yüksek kabartmalı friz parçaları gün ışığına çıkartılmış.

Örneğin; ‘‘İki İmparatorun Buluşması’’ sahnesinin betimlendiği friz parçaları oldukça ender rastlanan nadide parçalardan. Emperyal kıyafetlerle gösterilen ve birbirini kucaklayan iki imparator figürü, bir dönem Roma İmparatorluğu’nu doğu ve batı kanadı olarak ikiye ayırarak “Tetrarşi” adı verilen yönetim biçimi ile yöneten Diocletianus ve Maximianus’a ait olup, Tetrarşi ikonografisinin öncüsü sayılmaktaymış. Nikomedia’nın Büyük Roma İmparatorluğu’nun başkentliğini yaptığı dönemde (M.Ö. Geç 3. yy,  M.Ö. Erken 4.yy.)  imparator Diokletianus tarafından imparatorluk kültü için inşa ettirilen firizlerdeki rölyefler kayıp Roma başkenti Nikomedia’ya dair şimdiye kadar bulunmuş en büyük buluntu grubuymuş. Emperyal, mitolojik ve agonistik tasvirlerle kentin imparatorluk başkenti olduğu dönemdeki yaşantı hakkında önemli bilgiler veren rölyeflerin, üzerlerindeki renkleri korunmuş halde ortaya çıkarılmış dünyanın en büyük Klasik Dönem mimari heykel grubunu oluşturduğu paylaşılan bilgiler arasında. Bu renkli rölyeflerden bir kısmını da müzede görmek mümkün.

Kocaeli tarih boyunca iki kıtanın birleşme noktasında bulunması sebebiyle hem kara hem de deniz ulaşımında stratejik bir yere sahip olmuş. Marmara Denizi’ne hakim, Karadeniz’e komşu bir coğrafyada, doğal bir körfeze sahip olması askeri ve ticari hareketlerle sürekli gelişmesini sağlamış. Bu nedenle yörenin sualtı kültürel mirası oldukça zengin. Müzede bölgenin sualtı kültürel miras zenginliğini gösteren amforalar, Antik Dönem denizciliğiyle ilgili bilgiler ve 2020 yılında Kerpe kıyılarında yapılan sualtı araştırmaları sonucu bulunan eserler de teşhir edilmekte.

Müzenin teşhiri en son 2019 yılında yenilenmiş. Vitrinler ve diğer teşhir üniteleri eserlerin izlenmesini kolaylaştırıcı nitelikte. Özellikle pek çok müzenin aksine aydınlatmalar ziyaretçileri rahatsız etmiyor.

Müzede Klasik ve Helenistik dönemlere tarihlenen eserler, Roma Dönemine tarihlenmiş zafer kazanmış komutanlar, başarılı olmuş sporcular, onurlandırılmış insanlara ait mermer büstler ve Orta Çağ, Bizans Dönemi buluntularını görmek mümkün. Müzenin sikke seksiyonunda ise Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Doğu Roma, Abbasi, Sasani, Emevi, Osmanlı gibi neredeyse tüm çağları kapsayıcı geniş bir koleksiyon yer almakta.

Kocaeli Arkeoloji Müzesi çocuklarla yürüttüğü müze eğitimi çalışmalarıyla da dikkat çekmekte. Bu amaçla girişte bir bölümün eğitim atölyesi olarak düzenlendiği müzede bir de 130 kişilik konferans salonu mevcut.  

Müzenin bahçesi de sergilemenin bir parçası olarak planlanmış ve eser gruplarına göre tanzim edilmiş. Bahçede sergilenen eserlerin büyük bir çoğunluğu kentte sondaj, kazı ve hafriyat çalışmalarında açığa çıkan eserler olup sayısal açıdan en yoğun gruplardan birini lahit teknesi ve kapakları, bir diğerini ise genellikle M.S. II.-III. yüzyıllara tarihlendirilebilen mil taşları oluşturmakta. Ayrıca mermer sunak ve yazıtlar, kadın ve erkek heykelleri, muhtelif biçim ve ebatlarda sütün başlıkları, sütun şaftları ve sütun altlıklarını görmek mümkün. Bahçe teşhirinde Osmanlı Dönemine ait mezar taşları, çeşme aynaları ve Osmanlı topları da yer almakta.

İzmit’teki bir diğer müze, Atatürk, Redif ve Etnografya Müzesi. Tanzimat Fermanı’ndan sonra 1843 yılında Osmanlı toprakları beş büyük ordu bölgesine ayrılmış ve orduların yedek gücü niteliğinde Redif Teşkilatı oluşturulmuş. Redif Teşkilatı’nın birinci merkezi İzmit olup, İzmit Redif Dairesi’nin Sultan Abdülaziz Döneminde (1861-1876) Kasr-ı Hümayun (Av Köşkü) ile birlikte yaptırıldığı biliniyor. Yapı 1999 depremine kadar 15. Kolordu Komutanlığınca Askeri Mahkeme Binası olarak kullanılmış. Depremde büyük hasar gören binanın restorasyonu 2011 yılında sonlanmış ve 2012 yılında Atatürk ve Redif Müzesi olarak ziyarete açılmış. 2022 yılında Kocaeli Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’ndeki etnografik eserlerin bu müzeye aktarılmasıyla ismi Atatürk, Redif ve Etnografya Müzesi olarak düzenlenmiş.

Müze içerisinde bazı mekânlarda  tavan resimleri görmek mümkün. Yağlıboya tekniğiyle yapılan resimlerde bitkisel kompozisyonlar, yelkenli gemiler ve Osmanlı armalarına yer verilmiş. Yapının merdiven altlarına da bitkisel kompozisyonlar yağlı boya olarak resmedilmiş. Müzenin giriş katında bir odada Yahya Kaptan, Kara Fatma ve İpsiz Recep’in de aralarında bulunduğu Haziran 1921’de şehit düşen 86 milli mücadele kahramanının fotoğrafları sergileniyor. Bu kattaki büyük salonda askeri merasim eşyaları, silahlar, kılıçlar, gümüşten mutfak araç-gereçleri ve Osmanlı kültürüne ait tekstil eserler gibi genişçe bir koleksiyon bulunuyor.

Üst katta sağda yer alan salonda Milli Mücadele Dönemine ait Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının fotoğraflarını, Atatürk’ün 1922 yılında İzmit ile ilgili söylediği sözleri görmek mümkün. Üst katta ayrıca Fatih Sultan Mehmet’in Bosna ve Kudüs ruhbanlarının dini hayatlarını serbestçe sürdürmelerine ilişkin fermanı ve Kanuni Sultan Süleyman’ın kanunsuz vergi toplamanın engellenmesini öngören fermanları yer almakta. Bu katta Atatürk’ün kullandığı bazı eşyalar ve cenazesinin İstanbul’dan Ankara’ya getirilişine dair fotoğraflar da sergilenmekte.

Koceeli’deki üçüncü devlet müzesiyse Saray Müze. Av Köşkü (Kasr-ı Hümayun), olarak bilinen bina İzmit’in merkezinde müştemilatıyla birlikte geniş bir alanda yer alıyor. İlk kez IV. Murat Döneminde ahşap temeller üzerinde inşa edilen köşkün yerine yangın ve depremler sonrasında Sultan Abdülaziz Döneminde (1861-1876) bugünkü bina yapılmış. Mimarı Amira Garabet Balyan olan, neoklasik üslupta Avrupa-Barok stilinde yapılan cephesi mermer kaplı iki katlı sarayın tavan süslemeleri Fransız Ressam Sason’un eseriymiş. Süslemeler arasında Osmanlı arması, Abdülaziz’in tuğrası, bayrak, mızrak, balta, kılıçtan oluşan grup motifler, çiçek ve meyve bezemeleri görmek mümkün.

1967 yılında İzmit Müzesi olarak kullanılmaya başlanılan yapı 1999 depreminde ağır hasar görmüş ve restorasyonu 2005 yılında tamamlanmış.  Sarayın eşyalarının İstanbul Milli Saraylar Daire Başkanlığı Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarı’nda onarımının ardından  Kasr-ı Hümayun 2007 yılında Saray Müze olarak açılmış.

Bu müzede Atatürk’e ayrılan odada Savarona yatına ait eşyalar ve Atatürk’ün vefatıyla ilgili 1938 tarihli orijinal gazete kupürleri görülebilir.  Cumhuriyet’in ilanına giden süreçte Atatürk’ün İzmit’te 16 Ocak 1923 tarihinde basın mensuplarıyla yaptığı toplantı çok önemli. Kasr-ı Hümayun bu tarihi ana tanıklık  etmesi sebebiyle odada o toplantıdaki basın mensuplarının isimlerinin bulunduğu temsili masa da bulunuyor.

Dinlenme Odasında (Sedefli Oda); sedef ve fildişi kaplama mobilyaları, Osmanlı armalı aynayı, ıhlamur gövde üzerine sedef kaplamalı rahleyi görmek mümkün. Şömineli odanın tavan süslemeleri çiçek motifli ve varaklı. Zemininde Hereke halısı serili odada gümüş yüksek sehpalar mevcut. Sarayın diğer odalarında da mobilyalar ve aksesuarlar farklı dönemlerin izlerini taşıyor. Hünkar Hamamı’nın soğukluk ve sıcaklık bölümleri Marmara mermerinden yapılmış, üst örtüsünde, cam fanuslara sahip fil gözü pencereler var. Banyo teknesi de yine Marmara mermerinden.

Müzenin bahçesinden Marmara Denizi görülüyor. Şimdilerde şehirle kuşatıldığından küçülen, bahçeye dönüşen alan geçmişte muhtemelen sınırsız bir korununu parçasıydı. Av Köşkü de bu sebeple yapılmıştı.  

Ankara’dan sabah 08:00 treniyle gidip, İzmit’ten 16:18 treniyle döndüğümüz seyahatte birbirine çok yakın üç müzeyi de rahat rahat gezecek kadar vaktimizin olması harikaydı. Tabii ki bir büyük teşekkür; bu üç müzeye verdiği emekleri, sualtı arkeoloji alanında çalışmaları, çocuklarla ve tüm kentlilerle müzeleri buluşturma çabaları için Kocaeli Arkeoloji Müzesi’nin müdürü Serkan Gedük’e.

İzmit’te bir de Seka Kağıt Müzesi var. Madem Ankara’dan bu kadar kolay gidiliyor bu sefer olamasa da ilk fırsatta onu da görmek istiyorum.

Kaynaklar:

https://kvmgm.ktb.gov.tr/TR-44115/kocaeli-muze-mudurlugu.html

https://www.turkishmuseums.com/museum/detail/2123-kocaeli-arkeoloji-muzesi/2123/1

http://kocaeli.gov.tr/kocaeli-arkeloji-muzesi

1 thought on “Kocaeli Müzeleri

  1. Hulya Ozsut adlı kullanıcının avatarı

    Teşekkür ederim özenli bilgilendirme için İlk fırsatta günübirlik bir gezi yapacağım İzmit e ve çok güzel anlattiginiz muzelerimizi göreceğim.

    Beğen

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close