Beykoz Kundura Fabrikası ve onun semtle içiçe geçen kültürünün 200 yıl öncesinden gelen bir tarihçesi var. Bu tarihçeye en son 25 Ekim 2025’de araştırmacılara kapılarını açan Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi eklendi.

Günümüzde kültür ve sanat çatısı altında çok yönlü işlevlendirmelerle mimari kimliğini büyük oranda koruyan Beykoz Kunduranın önce tarihçesinden başlayalım. 1804 yılında Osmanlı’nın ilk sanayileşme girişimlerinin sahibi III.Selim, Beykoz Hünkar İskele’sinde kağıt fabrikası kurar. 1810’da hemen yanına bir tabakhane ve deri işleme atölyesinin kurulmasıyla 1813’de ordu için çizme ve koşum takımları üretmeye başladır (Beykoz Teçhizat-ı Askeriye Fabrikası). 1893’de aynı arazide II.Abdulhamid’in adını taşıyan ikinci kağıt fabrikası (Hamidiye Kağıt Fabrikası) açılır.



Fotoğraflar: Kundura Hafıza Arşivi
Osmanlı’nın ilk sanayileşme girişimlerine tanıklık eden bu yapılar Cumhuriyet’in ilanından sonra da ülkenin kalkınma ve modernleşme yolculuğuna eşlik eden ilk üretim alanlarından olacaktır. Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğüne bağlanan Beykoz Deri Fabrikası 1933 yılında Sümerbank’a devredilerek Sümerbank Deri ve Kundura Sanayi Müesesi adını alır. 1940’larda teknik ve idari yöneticiler Almanya ve Çekoslavakya’ya dericilik ve fabrika işletmesi üzerine eğitime giderken aynı zamanda çalışanların aileleriyle birlikte dayanışma öncelikli bir sosyal yaşantı kurgulanır. İşçilere konut edindiren kooperatif, kumanya ve giysi yardımları, kreş hizmeti, çocuklara dağıtılan Ayşegül kitapları, düğünler, toplu sünnet törenleri… Beraberinde işçilerin emeklerine sahip çıkabilme hakkı; sendikalaşma… 1955 yılına gelindiğinde yıllık ayakkabı üretimi 1 milyon 860 bin çifte yükselir. Yeni ayakkabı binasının inşası, yeni malzeme üretimlerinin devreye girmesi ve farklı ihtiyaçlara karşılık vermek üzere üretilen kundura çeşitliliğiyle 1968’de yıllık üretim 2 milyon çift ayakkabıya çıkar. Fabrikada 200’ü kadın 3000’e yakın işçi çalışmaktadır. 1977’de üretim yıllık 2.5 milyon çift ayakkabıya yükselmiştir. Ancak 1986’dan sonra ibre döner fabrika zarar etmeye başlar. Çevreye ve boğaza zarar verdiği gerekçesiyle kapanması istendiği dönemde Sümerbank mağazalarında da kapanmalar başlamıştır.
2003 yılında Sümerbankın özelleştirilmesi kapsamında satışa çıkarılan Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ARY Holding tarafından satın alınır. Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası ve arazisi satışa çıkarılan pek çok kamu işletmesine göre şanslı denilebilecek koşullardadır. Binaları, ekipmanları, bir kısım arşivi ve doğal çevresi korunup restore edilebilecek durumdadır. Osmanlı ve Cumhuriyet’in farklı dönemlerinin temsilcisi 70’den fazla yapının sadece birkaçının tescili yapılmış olmasına rağmen yıkım düşünülmeksizin, mevcut binaların aslına uygun restorasyonuna karar verilir. Tarihi yapılar ve anıt ağaçlar tescil ettirilir. Yeni işlevlendirmelerle tekrar kullanıma açmak tercih edilir.



İşte başlangıçta açılışından bahsettiğim Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezi de bu yapılardan birinde, fabrikanın Kreş binasında kuruldu. Yine kronolojik devam edip satınalma sonrası ilk çalışmalardan başlayarak günümüze gelmek istiyorum.
Alanda restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmaları devam ederken 2005 yılından itibaren fabrika kompleksi, televizyon ve sinema yapımlarına ev sahipliği yapmaya başlar ve bugün geldiği noktada Türkiye’den ve dünyadan pek çok yapım için tercih edilen büyük bir plato olur. Ülkemizde ihmal edilen ve pek çok örneğinde hiçe sayılan endüstri mirasının korunması adına önemli bir proje olan Beykoz Kundura, üst ölçekte genel bir bakışla kültürel miras çalışmalarına katkı sunmayı hedefler.
2015 yılından itibaren fabrikanın eski çalışanlarıyla Sözlü Tarih Projesine başlanır. 2021 yılında Marangozhane binasının yeniden işlevlendilmesiyle hazırlanan Kundura’nın Hafızası: Bir Fabrika’ya Sığan Dünya sergisini tamamen bu Sözlü Tarih Projesinin çıktıları şekillendirir. Fabrikanın diğer binalarının nasıl işlevlendiriliyor olduğuna geçmeden önce iki kez gezme fırsatı bulduğum bu sergiden detaylı bahsetmek istiyorum.

İlk ziyaretimde görevlinin, deri hazırlık ve ayakkabı üretiminde kullanılan makina ve gereçlerle ilgili verdiği detaylı ve anlaşılır bilgiler çok ilgi çekiciydi. Fabrika çalışanlarının mesaide ve mesai dışındaki öykülerine de değinirken tüm bu anlatıları sergilenen objeler, fotoğraflar ve belgelerle pekiştirmek mümkündü.



İkinci ziyaretimde ise uzman bir rehberin; somut kültürel miras, somut olmayan kültürel miras ve endüstri mirası kavramlarıyla ilişkilendirerek fabrikanın 200 yılllık tarihçesinden başlayıp Sözlü Tarih Çalışmalarından elde edilen veriler ve bağışlardan örneklerle görsel olarak desteklenen çok keyifli anlatısına şahitlik ettim. Serginin, kataloğuna (https://beykozkundura.com/wp-content/uploads/2025/03/SERGI-KITAPCIGI_TR.pdf) ve sanal olarak ziyaretine internet sayfasından ulaşılabiliyor. Ben yine de katalogdan da biraz alıntı yapmak istiyorum.



“ Sergi, 1999 yılına kadar faaliyet göstermiş bir üretim tesisi olmanın ötesinde, fabrikayı çoklu bağların kurulduğu bir karşılaşma alanı olarak inceliyor ve döneme ait bilginin çeşitlenmesini, yerel bilgeliğin paylaşılarak geleceğe dönük modeller ve işbirliklerinin üretilmesini amaçlıyor.
Kundura’nın Hafızası: Bir Fabrikaya Sığan Dünya bir arşiv çalışmasının “sonuç ürünü” olmaktan çok tesise ve arşive alternatif bilgi üretimi sağlayabilecek potansiyel bir araç olarak bakmayı öneren bir başlangıç noktası. Çalışanlar ve fabrika arasındaki manevi bağdan ilham alan sergi anlatısı Kundura’nın üretim tarihini ve tesisin içindeki sosyal ilişkileri birbirinden bağımsız olarak ele almak yerine, ikisi arasındaki organik bağa odaklanıyor.”



Uzun süredir çalışmaları devam eden ve 25 Ekim 2025’de araştırmacılara açılan Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezinde koleksiyonlar;Sümerbank Koleksiyonu, Etibank Koleksiyonu, Sac Ambarı Koleksiyonu ve Sözlü Tarih Koleksiyonu olmak üzere dört başlıkta toplanıyor. Kundura Hafıza Arşiv ve Araştırma Merkezinin tüm projeleri kuruluşundan (2021) itibaren Kundura Hafıza Kültürel Mirası Koruma Derneği çatısı altında hayata geçiriliyor.
Derneğin çalışmalarında koruma bilincinin oluşmasındaki temel kavramlar; eğitim ve bağ kurma önemli. Bu doğrultuda düzenlenen eğitim programları ve atölyelerde öğrencilerle birlikte öğretmenler de öncelikli. Millî Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokoller kapsamında ilkokuldan liseye kadar öğrenciler için ücretsiz sergi turları ile müzecilik ve kültürel miras odaklı atölyeler, yaz okulları düzenleniyor. Öğretmenlerle gerçekleştirilen Kültürel Miras Eğitimi Seminerleri ve Sözlü Tarih Atölyelerindekültürel miras eğitimine odaklanılarak müfredattaki derslerine entegre edebilecekleri bilgiler paylaşılıyor.



Beykoz Kundura’da öğrenme çocuklarla sınırlı değil. Üniversite öğrencilerine yönelik Gönüllü Çalışma Programı ile gençlerin sürece aktif katılımı teşvik ediliyor. Her yaş grubundan katılımcılar için merkezine kültürel miras kavramını alan, Beykoz Kundura’nın ve Beykoz’un tarihi geçmişinden esinlenen, mevcut arşivlerden ilham alan atölyeler düzenleniyor. Kurumlar için istek ve ihtiyaçlara göre Beykoz Kundura’nın tarihi ve hafızasından hareketle atölyeler tasarlanıyor.
Sözlü tarih görüşmelerinde elde edilen bir diğer bilgi ise fabrikanın içerisinde eskiden bir sinema salonu olduğu ve bu salonun akşamları tüm halka açıldığı şeklinde olunca 2018 yılında fabrikanın eski kazan dairesi restore edilerek bir sinema salonu ve sahneye dönüştürülür. Kundura Sinema ve Kundura Sahne açılır. Geçmişte yaz aylarında fabrikanın bahçesinde ve deniz kenarında düzenlenen açık hava sinema geleneği ise Bir Yaz Gecesi Festivali ismiyle yaz aylarında açık hava sinema gösterimleriyle devam ettiriliyor. Kundura Sahne ve Kundura Sinema; film, belgesel ve tiyatro eserlerine ev sahipliği yaptığı gibi aynı zamanda söyleşi, seminer, atölye v.b. pek çok etkinlik için de kullanılabilen, kazan dairesinden dönüştürülmesi sebebiyle özgün ambiyanslı, keyifli mekânlar. Beykoz Kunduranın 2022’de başlatılmış olan bir başka kültür ve sanat etkinliği Vardiya isimli programda ise Türkiye’den farklı disiplinlerde çalışan davetli sanatçılar yaratılan araştırma ortanımda yorumlarıyla çalışmalar üretiyorlar.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün; Türkiye’de yapısal olarak büyük ölçüde korunmuş sayılı endüstriyel miras alanlarından biri olan Beykoz Kundurada yürütülen çalışmalar, bir üretim tesisinde binaların yeni işlevlerle korunmasının ötesinde çok yönlü olarak projelendiriliyor. Kolektif çalışma ve bir arada yaşama modeli sözlü tarih çalışmalarıyla kayıt altına alınıp her türlü belge ve nesne arşivleniyor. Üretimin devam ettiği yıllarda tüm çalışanların aileleriyle birlikte bir yaşam alanı olan yerleşke, aynı zamanda Beykoz ilçesinin sosyokültürel ve ekonomik yapısının şekillenmesinde önemli rol oynamasından yola çıkarak bu çok katmanlı iletişimin sorgulanmasına kadar uzanan araştırmalar yürütülüyor. Endüstriyel miras, somut olmayan kültürel miras, somut kültürel miras ve hatta doğal mirası içine alır bütüncül koruma süreci sergileniyor.
Kaynakça:
Beykoz Kundura (2025). https://beykozkundura.com/
Kundura’nın Hafızası: Bir Fabrikaya Sığan Dünya. Sergi Kataloğu. s. 1-11
