İnsanın paylaştığı küçük bilgi notlarının muhattaplarında karşılık bulması; yorumlanıp farklı bir çok projede sürpriz detaylar olarak tomurcuk vermesi muhteşem bir keyif.
Ne mi demek istiyorum? Biraz geç kalmış bir yazı olunca başlangıç sancılarını bertaraf etmeye çalışıyorum. Konu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencilerinden 401E grubunun dönem projesi, Sergievi. Kıymetli hocaları Can Menteş Karabük her dönem öğrencilerinin proje hazırlık sürecinde çok yönlü olarak araştırıp, teorik ve uygulamaya dönük her konuda farklı uzmanlıklardan beslenebilmeleri için büyük bir çaba sarfediyor.
Çok şanslıyım ki hem mimar hem de çalışma alanım sergi ve müzeler olunca, söz konusu mimarlık öğrencisi gençlerle 2024-2025 güz döneminde, birkaç kez bir araya gelme fırsatım oldu. Çevrimiçi sunumlarımı ilgiyle izlediler, her aşamasında sormaktan hiç sıkılmadılar, süreler aşıldı yorulmadılar. Zaten benim cevaplamaktan sıkılmam mevzubahis bile olamaz.
Bir seferinde Ankara’da çok soğuk bir günde, yürüyerek müze ve sergi salonları gördük aynı zamanda tarihi aksların izini sürdük. Resim Heykel Müzesi’nde ana koleksiyonun yanı sıra iki de süreli sergi ziyaret ettik (Öğretmenim ve Picasso: Resimden Seramiğe Bir Serüven), binanın mimarı Arif Hikmet Koyunoğlu’na ayrılan bölümü gezdik. Ardından gittiğimiz Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO)’nda da bir sergi vardı; Andy Warhol. Üstelik bir de müzesi bulunuyor: CSO 1826. Öğrencilerin tüm bu binalarda sunumda anlattıklarımdan çıkarımlarla mekân, fonksiyon ve detayları özenle incelemeleri dikkat çekiciydi. Aynı zamanda Can Hocaları ile CSO’da ders yaptılar, eskizler çalıştılar. Ardından aynı kültür adasında Cermodern’e geçtik; karma bir sergi gezip bir de dijital sergi deneyimledik. Tüm yapılarda vestiyerden ıslak hacimlere, koleksiyon ve sergi türünün gerekliliklerinden, servis mekânlarının mevcudiyetine neredeyse herkes her şeyi sorguladı. Sabah erkenden yola çıktıkları Eskişehir’e trenle dönecekleri akşam saatine kadar ilgileri hiç azalmadı.
Gençlerin her birini farklı temalarla kurgulayıp projelendirdikleri Sergievleri süreç içinde bazen dönüştü bazen komple değişti. Ara jüriler geçti ve nihayet sıra final jürisine geldi. Öğrendik ki ekip projelerini sergi kurgusuyla sunacakmış.
Doğrusu ben çok heyecanladım. Zihnimde bir çok fikir “karma sergi gibi olsa, açılış saatinde tüm ekip hazır bulunsa (normalde öğrenciler sunum yapacakları sıraya göre farklı saatlerde gelebiliyorlar), serginin posteri olsa, davetiye hazırlansa, bir iki masada sergiyle bağlantılı ikramlar bulunsa, bir bölüm dükkan gibi tasarlansa, vestiyeri de unutmamak gerek, gibi gibi…” Ama nihayetinde biz jüri üyeleri bu serginin ziyaretçileriyiz. Doğru olan zihin jimlastiğinin ardından dilek ve temennilerle sessizce beklemek.
Sergi, ESOGÜ Mimarlık Binasının atriumunda olacaktı. Daha gelmeden başlamıştı sürprizler. Jürinin çoğunluğu şehre trenle varmıştık. Bademlik Kampüsüne, karşılımaya gelen öğrencilerin arabalarıyla gideceğimizi tahmin ederken o da ne? Tarihi gar binasının önünde 1950’lerden iki antika araba. Sergi alanına antika arabalarla ulaşmak… Kulağa pek hoş geliyor di mi? Şöförümüzü, araçla ilgili soru yağmuruna tutarak geçti yolculuğumuz.

Bölüme girdiğimizde okulun sınırlı imkanlarıyla bir yana yapılan hazırlıklar hemen fark ediliyordu. Kendilerine renk olarak turuncuyu seçmişlerdi. Aynı renk, logolu etiketleri taktık yakalarımıza, onlar sergi giriş biletlerimizdi diyebiliriz. Bölümün askılıkları bir araya getirilmiş girişte vestiyer oluşturulmuştu. Açılış konuşmalarının ardından en genç öğrenciyle, yaşı en büyük jüri üyesi sergiyle aramıza gerilen kurdeleyi kestiler.



Ve final jürisi, pardon final sergisi…
Zihnimden geçen önerilerin hepsinin gerçek olduğu, fazlası var eksiği yok dört dörtlük bir sergi. Final sergisinde projeler, her bir proje içinde sergiler…



Sergievi olarak tasarlanan her bir mimari yapı, içindeki sergileme çeşitleriyle birlikte sunulurken, işte o sergilerin posteri, bileti, anı objeleri ve başka birçok detay teşhirdeydi. “Sergileme münkünse beş duyuya hikap etmeli” demiştim, geçmişte sunumumun bir yerinde… Unutmamışlar; tütsüler vardı mesela. Bir de portakal kokuları… Neler neler yoktu ki, içinde tohum olan kalemler, kağıttan araba maketleri, kişiye özel hazırlanmış davetiyeler, broşürler, posterler, kartpostallar… Davet ederken uyarmıştı gençler; zaman zaman telefonlarımıza bağlı kulaklıklarımız da devreye girdi. QRkod ile erişilen sesler, müzikler, görüntüler…



Projelere geçmeden mekân kurgusundaki diğer detaylardan da bahsetmek isterim. Müzelerdeki satış birimlerine eş değer bir bölüm vardı mesela; kitap ayraçları, mıknatıslı logolar, stikerlar, hediyelik eşyalar ve bir de kitaplar, sergi katologları…
Müzeleri, sergileri gezerken küçüklü büyüklü molalara ihtiyaç oluyor diye anlatmıştım. Bizim de molalarımız oldu, özenle hazırladıkları ikramların tadına baktık, çaylar içildi. En sonunda da gün geceye dönerken sergi salonunun kafesi olarak hazırlanan bölümde Türk kahvelerimizi yudumladık.
Şu ana kadar hep sergiyi anlattım ama nihayetinde jürinin toplanma sebebi sergilenen mimari projelerdi… Peki Eskizler& Eski İzler Sergievi mimari projerlerinde hangi temalar vardı? Sergievinde kimler? Neler sergiliyecekti? Ve nasıl yansımıştı kütlelere?





Felsefeden matematiğe, Porsuk, lütetaşı, cam sanatı, endemikler gibi yerel değerlerden başlayıp felsefe, araba, matematik, gatronomi, heykeller, birikimler, deneyimlenen duyulara uzanan; çok yönlü, bazıları çok katmanlı; koleksiyonlar, geçici sergiler, özel seçkiler neler neler.. Binaları fonksiyonlarına yaraşır şekilde çözmek üzere azami çaba, bir yanda da kütleri heykelleştirme yolculuğu. Eskizler, maketler, modeller, albümler, videolar…
Bitimde notlar düşülen ziyaretçi defteri ve tüm dönemin özeti belgesel tadında video…



Emeklerinize sağlık sevgili gençler ve kıymetli hocaları Can Menteş Karabük.
Bir teşekkür de bölüm başkanı Prof.Dr. Duygu Kaçar’a. Okulun kısıtlı imkanlarına rağmen öğrencilerin sergi fikirlerini özgürce hayata geçirmelerine imkan tanıdığı için.
2024-2025 401E: Ali Arda AKYILDIZ, Büşra Aleyna OKUR, Berfin METİN, İhsan Furkan TUNCA, Azat UTKAN Ayşenur YASAN, Yasin YOL, Melike ASLAN, Mertcan ÖZTÜRK, Eda ACET, Mahir Erdem YENİGÜL, Emre ALAGÖZ, Sıla BAYRAM, Hulki Bilgütay ÇAKICI, Melisa AYDIN, Eda YİĞİT Mediha ÇİFTÇİ, Hevin ÜREN, Ayşegül İLGİN, Pelin GÖKÇE, Mert MANSUROĞLU, Yaren SAYKAYA
